Pets Blog
Sevimli dostlarımız hakkında herşey pets blog sayfamızda

Neden kedi sahiplenmeliyiz?

Öncelikle kediler size dost, bir süre geçtikten sonra en değerliniz olacaktır. Kediler sevgililerini fazla gösterebilen canlılar değiller fakat emin olun sizin değer verdiğinizi anladıkları zaman hareketleriyle belli etmeye çalışırlar.

Kediler ile birlikte yaşamanın sağlığa faydaları; 

1-Kediler stres ve anksiyeteyi azaltır

Modern insanların en büyük sorunları arasında yer alan stres ve anksiyetenin doğal ilacı kedilerdir. Bunun sebebiyse kediler ile birlikte yaşamanın teskin edici etkisi olması, özellikle mırlamanın insanlar üzerinde ciddi şekilde sakinleştirici etkisi var ve bu sayede hayatını kedilerle paylaşan insanlarda stres ve anksiyete ile karşılaşılma riski çok daha düşük.

2-Felç riskini azaltır

Yapılan araştırmalar kedi sahiplerinin diğer evcil hayvan sahiplerinden ve hiç hayvanı olmayanlardan çok daha az felç geçirdiğini gösteriyor. Bilim insanlarına göre bunun sebebi de ilk maddede olduğu gibi kedilerin insanlar üzerinde rahatlatıcı etkisi olması.

3-Bağışıklık sistemini güçlendirir

Kedilerle birlikte yaşamak bazı alerjenlere maruz kalmamıza neden olur ve bu da beraberinde bağışıklık sistemimizin kuvvetlenmesini getirir. Özellikle çocukluklarından itibaren kedilerle birlikte yaşayan insanların bağışıklık sistemleri diğerlerinden çok daha kuvvetlidir.

4-Kan basıncını düşürür

Kedilerin insanlar üzerindeki sakinleştirici etkileri kan basıncının da düşmesini sağlar. Yüksek kan basıncı olan kedi sahipleri üzerinde yapılan bir çalışmada bu kişilerin kedilerini severken ve onlarla konuşurken kan basınçlarının sabit kaldığı gözlemlenmiştir. Yani yüksek kan basıncı sorunu yaşayan kişiler kedileri ile zaman geçirirken bu sorunu yaşamıyorlar.

5-Kolesterolü düşürür

Yine modern insanın en önemli sağlık sorunlarından biri olan yüksek kolesterol konusunda da kedilerin büyük faydası var. Yapılan araştırmalar kedilerin kolesterolü de düşürdüğünü gözler önüne sermiştir.

6-Kalp hastalıklarına yakalanma ve kalp krizi riskini azaltır

Yapılan araştırmalar kedilerle birlikte yaşayan insanların kalp hastalıklarına yakalanma ve kalp krizi geçirme riskinin diğerlerinden %30-40 daha az olduğunu ortaya koymuştur.

7-Daha sosyal olmayı sağlar

Sosyal olmak sağlıklı bir ruh halinin vazgeçilmez unsurlarından biri ve kedi sahiplerinin diğer insanlardan daha sosyal olduğu biliniyor. Ayrıca insanlarla sosyalleşmekten kaçınan bireyler sosyalleşme ihtiyaçlarını tüylü kankanları sayesinde de karşılayabilirler.

8-Yalnızlık hissini azaltır

Yalnızlık hissi insanın genel ruh sağlığı üzerinde son derece olumsuz etki yapar ve kedi ile yaşamak yalnızlık hissini azaltır dolayısıyla hayatını kedilerle paylaşan insanların diğerlerinden daha sağlıklı bir ruh durumuna sahip olmasına yardımcı olur.

9-Karbon ayak izini azaltır

Kediler diğer birçok hayvana kıyasla daha az yiyecek tüketirler ve bu da daha az karbon ayak izi demektir. Yani bir kedi ile birlikte yaşamak sadece kişisel sağlığa değil dünyaya da faydalıdır aslında.

Kediler 5 bin Yıl Önce Evcilleştirildi

Kedi en sevdiğimiz iki evcil hayvandan biri olmasına rağmen geçmişi hakkında çok fazla bilgimiz yok. Çin’de Taş Çağı’ndan kalan bir köyde yapılan kazılar ise araştırmacılara uzun yıllardır merak ettikleri soruların cevabını göstermiş olabilir.

Çin orta bölgesinde yer alan Quanhucan adlı çitçi köyünde yapılan kazılarda bulunan 5 bin 300 yıllık fosiller, kedilerin insanlarla sanıldığından daha uzun zamandır birlikte yaşadığını öne sürdü.

Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmada yer alan ABD’nin Washington Üniversitesi’nden Fiona Marshall, “Kedilerin insanlarla yaşamaya başladıkları sürecin ilk deliline ulaştık” dedi.

Marshall, avcı-toplayıcı kabileler tarafından binlerce yıl önce evcilleştirilmeye başlanan köpeklere kıyasla, kedilerin ‘çiftçilerin evcil hayvanları olarak’ insanlarla beraber yaşamaya başladığını belirtti.

USA Today’de yer alan habere göre, antik çiftçi köyünde bulunan kedinin kemiklerinde şaşırtıcı derecede fazla tahıl kalıntısı bulundu. Bu bulgu, vahşi kedilerin evcil kedilere dönüşme sürecinin bir delili olarak kabul edildi.

Kediler hakkında az bilinen şaşırtıcı bilgiler

-Bir heykel haberi de bizden. Kadıköy’de kaldırım taşında verdiği pozla fenomen olan, 1 Ağustos 2016’da hayatını kaybeden Tombili’nin heykeli 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde açılmıştır.

-Kedi kapısını ilk bulan kişinin Isaac Newton olduğu söylenir.

-Dişi kediler sağ patilerini daha iyi kullanırken, erkek kediler çoğunlukla sol patide iyidirler.

-*Kedi sahiplerinin yüzde 17’sinden fazlası üniversite mezunudur.

-Kediler yemeklerde tatlıyı ayırt edemezler.

-Kedi sahibi erkeklerin daha iyi birer âşık oldukları bilinir.

-Bir kedinin beyin yapısı insanınkine çok benzer. Duyguları üreten kısımları aynıdır.

-Kediler insanlara sürünerek kendi bölgelerini belli etmeye çalışırlar.

-Kedi sahibi olan kişilerin kalp krizi veya felç geçirme ihtimalleri, kedi sahibi olmayanlara göre üçte bir oranında daha düşüktür.

-Kedilerin IQ seviyeleri köpeklere göre daha düşüktür ama karmaşık problemlerin çözümünde köpeklerden daha iyilerdir.

-Kedilerin genellikle laktoza karşı tolerans seviyeleri düşüktür. Yani onlara süt vermekten vazgeçin.

-Yaygın kanının aksine kedilere çiğ balık vermek onlar için iyi değildir.

– Sudan nefret eder, çünkü kürkleri ıslandığında iyi izolasyon yapamazlar. Ancak Van Kedisi, yüzmeyi seven bir kedidir.

-Bir kedinin genelde yüzünün her iki tarafında yaklaşık 12 bıyık bulunur.

-Bir kedinin eve dönme kabiliyetine “psi seyahat” denir. Uzmanlar, kedilerin güneş ışığının açısını yollarını bulmak için kullandıklarını düşünürler.

-Kedilere verilmemesi gereken yiyecekler arasında soğan, sarımsak, yeşil domates, çiğ patates, çikolata, üzüm ve kuru üzüm bulunur.

-Genelde renk körü olarak bilinirler. Bazı renkleri iyi ayırt edemeseler de kedilerin gece görüşleri çok kuvvetlidir. Gece karanlıkta bir kedi bir insandan beş kat daha iyi bir şekilde görür.

-Kedilerin bir delikten geçip geçemeyeceklerini ölçmek için bıyıklarını -kullandıklarını biliyor muydunuz?

-Asya’da her yıl yaklaşık 4 milyon kedi doğar.

-Bütün kediler iyi birer avcıdırlar. Kuşlar, memeliler ve sürüngenler de dâhil olmak üzere 33 farklı türün yok olmasına sebep olmuşlardır. Hatta en istilacı 100 tür arasından listeleniyorlar.

-Kedilerin ortalama ömrü 12 ila 15 yıl arasındadır.

-Bütün kediler iyi birer avcıdırlar. Kuşlar, memeliler ve sürüngenler de dâhil olmak üzere 33 farklı türün yok olmasına sebep olmuşlardır. Hatta en istilacı 100 tür arasından listeleniyorlar.

-Bir kedinin koku duyusu, bir insandan yaklaşık 14 kat daha fazladır.

Kediler evde uzun süre yalnız kalabilir mi?

Kediler, diğer evcil hayvanlara oranla bakımı en kolay ev arkadaşlarıdır. Temel ihtiyaçlarının karşılanması ile yetinen kediler, gün içinde kendilerini sevecek ya da onlarla oyun oynayacak kişilere de ihtiyaç duyarlar.

Tatil ve seyahat dönemi geldiğinde ise kedi sahiplerini farklı bir telaş sarar. Kediler yapıları itibariyle evlerine bağlı canlılardır. Bu nedenle de sahiplerinin tatil süreçlerinde evden ayrı bir yerde zaman geçirmek kediler için stres anlamına gelir.

En doğrusu imkân var ise bu sürecin kedi için evde tamamlanmasının sağlanmasıdır. Aksi durumlar kedinin kendini terk edilmiş hissetmesine neden olacaktır.

Günlük yoğunluk içinde destek istediğiniz yakınınız işlerinden dolayı kedinizi ihmale uğratabilir ki bu da çok insani bir durumdur. Sizin önlem almanız işte özellikle bu noktada önemlidir.

Alabileceğiniz önlem ve ihtiyacınız olan donanıma gelmeden evvel son bir şey hatırlatmakta fayda görüyorum. Eğer sizin yokluğunuzda kedinizi emanet edebileceğiniz hiç kimseniz yok ise o zaman seyahat sürenizin 4 en fazla 5 günle sınırlı olmasına dikkat edin.

Daha uzun tatiller kedinizin temel ihtiyaçları konusunda sıkıntı yaşamasına neden olabilir.

Komşunuza anahtar bırakabilirsiniz

Eviniz diğer aile bireylerine yakın ise onlara mutlaka bir anahtar bırakarak 2-3 günde bir kedinizin kontrol edilmesini talep edebilirsiniz.

Kedilere sempati duyan bir komşu da bu süreç için size en büyük destekçi olacaktır.

Komşunuzdan vakit buldukça kedinizi kontrol etmesini ve onunla kısa sürede olsa oynamasını veya onu sevmesini isteyebilirsiniz. Ancak çok güvenilir bir arkadaş, bir komşu, bir aile bireyi de olsa unutmamanız gereken en önemli nokta hiç kimsenin sizin kedinize sizin baktığınız gibi bakmayacağıdır.

Hayvan sevgisi çocuklara nasıl katkılar sağlar?

Çocuklara hayvan sevgisi aşılamanın önemi büyük

Tüm canlılar aslında bir bütünün parçalarıyız. Hep birlikte doğayı oluşturuyoruz ve bu dünyayı paylaşıyoruz. Dünyadaki her canlı, dolaylı ya da dolaysız olarak birbirinin varlığına muhtaç. İşte bu doğal dengeyi koruyabilmek için doğadaki tüm canlılara saygı, sevgi ve minnet duymamız gerektiğini daha küçük yaşlarda çocuklara hayvan sevgisi aşılamamız gerekiyor ki onlar da doğayı koruma bilinciyle yetişsinler.

Hayvan sevgisi çocuklara nasıl katkılar sağlar?
Paylaşım

Evcil hayvan beslemek aynı zamanda aile içinde paylaşıma, ortak ilgi alanı yaratılmasına, kardeşler arasında iletişime ve işbirliğine de olumlu katkılar sağlıyor. Aile ilişkilerini güçlendiriyor.
Ancak unutulmamalıdır ki çocuğa bütün bu olumlu özelliklerin kazandırılmasında asıl görev ebeveynlere düşüyor. Ebeveynlerin hayvanın refah ve bakımından ilk önce kendilerinin sorumlu olduğunu hatırlamaları, çocuğa doğru örnek olmaları, hayvan sevgisini aşılamaları gerekiyor. Çocuğa hayvanla ilişkisini hükmetme ve nesnelleştirme üzerine kuramayacağını, hayvanı sıkıldığında atacağı, satacağı bir oyuncak gibi göremeyeceğini öğretmeleri büyük önem taşıyor.

Sevgi

Evcil hayvanla büyüyen çocuk, verdiği sevginin karşılığını aldığında sevginin karşılıklı bir duygu olduğunu görüyor ve mutlu oluyor. Böylece sevgi dolu bir birey olma yolunda ilerliyor, bencillikten kurtuluyor.

Sorumluluk

Evcil hayvan sahibi olmak çocukların ruhsal ve duygusal gelişimine önemli katkılar sağlıyor. Anne ve babaların çocuğa hayvanın bakımında yaşına uygun sorumluluklar vermeleri gerekiyor. Sorumluluk almak onları hayata hazırlıyor, disiplinli olmayı öğretiyor.

Bağışıklığı artırıyor

Çocuklar üzerinde daha birçok olumlu etki bırakan evcil hayvanlar, biyolojik gelişime de katkı sağlıyor. Araştırmalar, kedi ve köpek besleyen çocuklarda kalp atış hızının yavaşladığını ve stresin ortadan kalktığını göstermekte.
Sağlıklı bir hayvanla büyüyen çocuklar, yaşamlarının ileri dönemlerinde, birçok alerjene karşı daha güçlü bir bağışıklık sistemine sahip oluyor. Parazit aşıları sürekli yapılan hayvanların, çocuklara da büyüklere de hiçbir zararı yok.

Sahipsiz Dostlarımız

Sahipsiz dostlarımız için neler yapabiliriz?

1-Eğer imkânınız varsa sahiplenmeye çalışın. Sıcak bir yuva ve sıcak bir kucakla tanışsın.

Eğer ev olanakları mümkün ve müsaitse, herhangi bir alerjik hastalığınız da yok ise kedi gibi temiz hayvanları sahiplenebilirsiniz.Onlara sıcak bir yuva açabilir ve ona arkadaş olabilirsiniz.

2-Bahçenizde şirin bir kulübeyle onlar için yer açabilirsiniz.

Müstakil veya geniş bir bahçesi olan bir apartmanda oturuyorsanız kışın soğuk havalara karşı kedi, köpek gibi hayvanlar için kulübe yaptırabilir onlar için sıcak bir alan oluşturabilirsiniz. Kulübe yaptırırken belediye hizmetlerinden de istifade edebilirsiniz.

3-Yediklerinizden paylaşabilirsiniz veya pet shopdan uygun fiyatlı mama alabilirsiniz.

Evde kalan, artan yemeklerimiz veya onlar için kuru hayvan mamaları alarak hayvanlar için oluşturulmuş bölgelere bırakabiliriz. Parklarda belediyelerin oluşturdukları kulübelere, çöp kenarına yiyecek aramaya gelen hayvanlara poşetin ağzını açarak çöpün görünmeyen bir kısmına bırakabiliriz.

4-Parklarda, geniş geçit altlarında onlar için alan oluşturabilirsiniz.

Kışın havalar aşırı soğuduğu için sığınacak yer bulmakta zorlanan bu hayvanlar için kendi imkânlarınız ya da belediye hizmetlerinden istifade ederek parklara, geniş geçit altlarına, geniş korunaklı ağaç altlarına, kullanılmayan evlere kulübeler yaparak onlar için sığınacak bir alan oluşturabilirsiniz.

5-Alo 153 ile sokak hayvanları için ücretsiz ambulans hizmeti.

Türkiye’nin her yerinde sokak hayvanları için ücretsiz ambulans hattı. Veteriner hekim, şoför, yakıt gibi işletme giderlerini Büyükşehir Belediyelerinin karşıladığı ambulansla, sokak hayvanlarının olası yaralanmalarına anında müdahale edilecek. 24 saat boyunca hayvan ambulansı hizmeti götürüldüğü çalışmada kullanılan tam donanımlı ambulansta yoğun bakım ünitesi ve solunum cihazı da bulunuyor. Olası hayvan yaralanmaları durumunda ”Alo 153”ü arayarak hayvan ambulansını bölgeye çağırabilirsiniz.

Sahipsiz dostlarımız hakkında bilinen bazı yanlışlar

1-Sokaktaki kedi ve köpekler mikropludur, sizin için ölümcül olabilecek hastalıklar taşır.

İş mikroptan bahsetmeye varacaksa her gün elimize değdirdiğimiz TV kumandası da mikropludur. Steril ve dünyadan izole bir laboratuvarda yaşamadığınız sürece mikroptan kaçınmak neredeyse imkânsızdır. Her gün elimizde tuttuğumuz para, otobüste tutunduğumuz askı ve metroda tutunduğunuz yürüyen merdiven kolu… Bunun gibi birçok şey bir sokak hayvanından 10 kat daha mikropludur. O yüzden onları sevmekten ve dokunmaktan çekinmek anlamsızdır.

2-Sokak köpekleri insanlara saldırır.

Sokak köpekleri kendilerine saldırılmadığı sürece insanlara saldırmaz. İnsanlardan gördükleri zulüm neticesinde birçoğu zaten kork aklaşmıştır. İnsan köpeğe iyi davranırsa köpek o insanın en büyük dostu olur. Sokak köpeği sadece kendisine kötü davranana ve korktuğuna tepki verir.

3-Sokak hayvanları nasıl olsa yiyecek bulurlar.

Varsa bulur, yoksa bulamazlar. Kapalı çöp konteynırlarını açamaz, sıkı bağlanmış çöp torbalarını çözemezler. İnsanlar bir şekilde açığa yiyecek bırakmazsa aç kalır, zayıflar ve hastalanırlar. Aynı insanlar gibi onlar da canlıdırlar. Bu bağlamda sokak hayvanlarının söz konusu yiyecek olduğunda bizim kadar dışa bağlı olduklarını aklımızdan çıkarmamalıyız.

4-Sokak köpekleri gördükleri her arabaya saldırıyor.

Burada asıl meselenin Köpeklerin arabalara saldırmadığını, dönen tekerleklerin onlarda içgüdüsel olarak bir tepki yarattığını anlamamız gerekiyor. Eğer evde beslenen bir köpek gördüyseniz onların da pencerenin önünden geçen arabaya tıpatıp aynı tepkiyi vereceğini fark edebilirsiniz. Burada önemli olan bisiklet ya da motosiklette iseniz ve sürerken siz onları tekmelerseniz ilk taşı sizin atmış olacağınızı anlamak.

5-Kaşınan sokak köpekleri uyuzdur, pirelidir, hastalıklıdır.

Her kaşınan köpek uyuz değildir. Her kaşınan insanın uyuz olmadığı gibi. Uyuz, hayvanda aşırı tüysüzlük, zayıflık ve vücutta kızarıklaşmış yaralar şeklinde kendisini gösterir. Bazen tüyleri dökülmüş köpekler görürseniz endişelenmeyin. Sokak hayvanları zaman zaman mevsim değişikliklerinde tüylerini dökerek bir tüy yenileme dönemi yaşarlar. Bu her yıl yaşadıkları doğal bir durumdur.

6-Sokaktaki kedi ve köpekler birbirlerine düşmandırlar, huzur bozarlar.

Eğer hepsi huzurlu ise ve karınları doyuyorsa birbirlerine müdahale etmezler. Düzgün koşullarda bir arada yaşayabilirler. Fakat doğal yaşam alanlarına yakın bölgelerde sürekli sürüngen ve çiğ et yemek zorunda kalan köpekler saldırganlaşır ve evrimleşirken yitirdikleri avcılık güdüleri yükseldiğinden kedilere de sürüngen gibi görüp saldırabilirler.

7-Sokak hayvanları barınaklarda güvence altındadır.

Sokak hayvanının adı üstünde yeri sokaktır. Mutlu olduğu, rahat hareket ettiği alanda hatta kendisine iyi davranılacağı ümidiyle insanlarla bir arada olmayı tercih eder. Bu, sahiplenildiği durumda kedi için bir ev, köpek için bir bahçe de olabilir. Ama barınak hapishanedir. Ülkemizdeki çok az barınak onların rahat yaşayabileceği ölçütlere sahiptir. Genelde barınaklardaki daracık alanlarda, bakımsız, aç ve hastalık kaparak yaşamlarını acı içinde tüketirler.

8-Sokak hayvanları ortalığa pislik saçarlar.

Sokak hayvanları insanlar gibi çatalla yemek yemez. Ağızları bağlı torbaları patileriyle açmaları mümkün değildir. Birçok işlem için dişlerini kullanırlar. Eğer çöp torbalarınızın ağzını sımsıkı bağlamazsanız onlar da parçalamak zorunda kalmaz ve böylece tüm çöpler sokaklara dağılmaz. Bunlardan şikâyetçiyseniz ve sokak hayvanlarının yegâne beslenme kaynağı olan çöp torbalarının geldiği halden memnun değilseniz basitçe kapınızın önüne bir kap mama koyabilirsiniz.

Annesiz Yavru Kedi Bakımı Nasıl Yapılır?

Yavru kedi bakımı, oldukça hassas bir bakımdır. Genellikle sokakta bulduğumuz sahipsiz yavru kedilere kayıtsız kalamaz ve onları koruma altına almak isteriz. Ancak bu durumda da genellikle yapmamız ve yapmamamız gerekenler konusunda epeyce kararsız kalırız.

Bir yavru kedinin annesinden ayrılması için ideal dönem 8 haftalık olduğu zamandır.

Anne sütü yavru kedinin gelişimi için hayati önem taşıyan besinlerin yanı sıra, onu ilk haftalarda bulaşıcı hastalıklardan koruyacak olan antikorları da barındırır. Bu nedenle yavruları anneden erken ayırmak, onların pek çok sağlık sorununa karşı savunmasız kalmalarına yol açar. Fakat kimi zaman anne kedi öldüğü, hastalandığı, yavrularını reddettiği ya da bir nedenle onlardan ayrıldığı için yavruların bakımını üstlenmeniz gerekebilir.

Beslenme:

Yavru henüz kendi kendine yiyemeyecek kadar küçükse, beslenmesi için biberon ,Beslenmesi için anne sütü değerinde süt tozu kullanabilirsiniz.

Mamayı küçük miktarlar halinde bir seferlik hazırlayın ve artan kısmını yeniden kullanmayın, atın. Mama ne sıcak ne de soğuk olmalı, oda sıcaklığında olmalıdır. Yavru her 3-4 saatte bir beslenmelidir. Eğer insanlar için yapılmış bir biberon kullanıyorsanız, biberonun memesinin üst kısmına küçük bir delik açın; böylelikle hazırladığınız mama rahatça biberonun ağzından geçecektir.

Yavruyu beslemek için kucağınıza bir havlu serin ve yavruyu bu havlunun üzerine karın üstü duracak şekilde koyun. Sırtüstü ya da yan yatırmayın; ensesinden tutarak havaya ya da arka ayakları üzerinde kaldırmayın çünkü bu pozisyonlardayken mamanın nefes borusuna, akciğerlerine kaçması ve yavrunun boğulması tehlikesi vardır. Biberonu ağzına yaklaştırdığınızda kokuyu alıp kendiliğinden memeye yapışmıyorsa parmağınızı hafifçe ön dişleri arasına sokarak, kesinlikle zorlamadan ağzını açın ve biberonun ucunu ağzına yerleştirin. Bunu yaptığınızda emmeye başlamalıdır. Eğer yavru emmiyorsa zorla içirmeye çalışmayın, derhal veterinerinize başvurun. Biberonu yere 45 derece açı yapacak şekilde tutun; bu sayede yavru emerken hava kabarcıkları oluşmaz ve hava yutmaz. İstediği kadar emmesine izin verin, bıraktığında daha fazla emmesi için onu zorlamayın. Karnı doyduğunda göbeği hafifçe şişkin yuvarlak bir şekil alacak ve emmeyi bırakacaktır. Yavruyu omzunuza yaslanacak şekilde tutarak çok hafif bir şekilde sırtına parmağınızla vurarak gazını çıkarmasını sağlayın.

Isınma:

Annesiz bir yavru kediyi bulduğunuz anda yapmanız gereken ilk şey, onu üşümekten kurtarmaktır. Yavru kediler yaklaşık 5 haftalık oluncaya dek kendi vücut ısılarını korumaktan acizdirler. Bu nedenle onu hemen giysilerinizin içine, sizin vücut ısınızı alabileceği bir şekilde koyun ve imkanınız varsa en yakın veteriner kliniğine götürün. Anneden ayrı kaldığı zaman boyunca meydana gelen olumsuzlukları ancak bir veteriner hekim anlayabileceği ve doğru şekilde müdahale edebileceği için, kedi bakımında ne kadar deneyimli olursanız olun bu adımı atlamayın.

Eve döndüğünüzde yavru için evin sakin, hava akımı olmayan bir köşesinde bir yer hazırlayın. Orta büyüklükte bir karton kutunun içine birkaç kat temiz kumaş serin. Naylon, muşamba gibi malzemeler kullanmaktan kaçının. Evinizde varsa bir sıcak su torbası, yoksa bir su şişesinin içine kaynar olmayan sıcak su doldurarak ve şişeyi havluya sararak kutunun içine koyun. Yavruyu havluya sardığınız bu şişenin yanına yerleştirin. Şişenin ağzının kesinlikle su sızdırmamasına ve yavrunun sıcak şişeye doğrudan temas etmemesine özen gösterin. Şişedeki suyu sık sık kontrol edin ve soğudukça yeniden sıcak suyla doldurun. Kutunun altına ya da içine asla elektrikli battaniye gibi ısıtıcılar koymayın.

Tuvalet:

Anne kedi yavrularını emzirdikten sonra onların karnını ve genital bölgelerini yalayarak tuvaletlerini yaptırır. Siz de her beslenmeden sonra aynı işlemi yapmalısınız. Bu işlem için yavruyu bir kağıt havlu üzerine sırtüstü kucağınıza yatırın. Ilık suyla hafifçe ıslatılmış bir pamukla karnından aşağıya doğru bastırmadan, yumuşak hareketlerle masaj yapın. Yavru tuvaletini yaptığında yine hafifçe ıslatılmış bir pamukla temizleyin ve güzelce kurulayın. Eğer yavruda ishal ya da kabızlık oluştuysa hiç vakit kaybetmeden veterinerinize başvurun.

Yarı katı gıdaya geçiş:

Yavru 4 haftayı doldurduğunda biberonla beslemenin yanı sıra sulandırılmış konserve yavru kedi mamasını ya da veterinerinizin tavsiyesiyle evde hazırlayacağınız bir mamayı ona verebilirsiniz. Başlangıçta biberonla beslemeye düzenli olarak devam edin fakat gün içinde ona ılık suyla karıştırdığınız mamayı da bir tabakta verin. Mamayla ilgilenmiyorsa zorlamayın. Yavru mamayı yemeye başladığında gitgide biberon öğünlerini azaltın ve bunun yerine mamasını verin. Bu dönemde yavrunun dışkısını dikkatle gözlemleyin. İshal ya da kabızlık şekillenmesi durumunda vakit kaybetmeden veterinerinize başvurun. 5. haftadan itibaren mamadaki su miktarını azaltarak doğrudan konserve mamayı vermeye başlayabilirsiniz. Konserve mamanın yanı sıra ılık yoğurt, haşlanmış ve kemikleri ayıklanmış, küçük parçalar halinde doğranmış ya da blenderden geçirilmiş et, tuzsuz lor peyniri, haftada bir kez haşlanmış yumurta sarısı gibi gıdalar da verebilirsiniz

Kuru mamaya geçiş:

Beşinci hafta sonunda artık yavru kedimizin bebek dişlerinin tamamı çıkmıştır, kişiliklerinde bu sırada oluşmaya başlamıştır. Artık bir kaptan kuru mama yemeye yavaş yavaş başlayabilirler.

Yavru Köpek Bakımı Nasıl Yapılır?

Yavru köpek edinmek çok büyük bir sorumluluktur. Ancak, insanlık tarafından bilinen en tatmin edici dostluklardan biridir. Hatırlanması gereken en önemli nokta yavru köpeğinizin güvenli bir ev ortamına, uygun beslenmeye, düzenli veteriner hekimi bakımına, ilgi ve sevgiye ihtiyacı olduğudur.

Beslenme:

Anne sütünü yeteri kadar almış yavru bir köpeğin beslenmesinde en önemli konu, bir yaşına gelmemiş yavru mamalar tüketmesini sağlamaktır. Küçük taneli, yavru köpekler için yeteri miktarda kaliteli içeriği olan doğru mamalar tercih etmeli ve kilosuna, sağlık durumuna uygun olarak veteriner hekiminizin önerdiği şekilde beslemelisiniz. Hekiminiz aksini söylemediği sürece günde üç defa beslemeye dikkat etmelisiniz. Yaklaşık 4 aylık bir sürenin sonunda yavaş yavaş azaltmak kaydıyla, iki defa besleme yöntemine dönmelisiniz. Bizim önerimiz besleme saatlerini mutlaka bir düzene oturtmanız.

Mamasını her sabah aynı saatlerde yemeye alışırsa, tuvalet saatleri de düzene girecektir. Eğer köpeğinizin ilerleyen zamanlarda ağız kokusu, diş taşı, obezite gibi problemlerle karşılaşmasını istemiyorsanız maması ve faydalı atıştırmalık dışında ona kendi yediğiniz yiyeceklerden vermemeye de dikkat edin.

Beslenme konusunda son olarak söylemek istediğimiz; ne olursa olsun onu kaliteli mama ile beslemenizdir!

Sağlık Bakım:

Yavru köpek bakımı dediğiniz zaman bir diğer önemli konu da sağlığıdır. Aşıları, parazit uygulamaları, tüy ve tırnak bakımı gibi ayrıntılardır. Öncelikle sahiplendiğiniz köpeğinize bir veteriner hekim bulmanız şart. Düzenli sağlık kontrollerini ve uygulamalarını yaptıracağınız hekiminizi seçerken bizim önerimiz evinize yakın olanı değil, işinde çok daha iyi olanı seçmenizdir. Sık sık hekim değişikliğine gitmek hayvanların psikolojik olarak etkilenmesine neden olabileceği gibi tedavi prosedürlerinin sık değişmesine ve buna bağlı olarak iyileşmenin (ihtimal de olsa) gecikmesine neden olabilir. Yavru köpeğinizin kaç aylık olduğunu ve hangi aşılarının başlaması gerektiğini hekiminiz size detaylıca anlatacak ve ilk olarak parazit uygulamaları ile aşı tedavisine başlayacaktır. Tabii bundan önce genel muayene, kan tahlilleri de yapılması gerekebilir.

Herhangi bir hastalığı, rahatsızlığı yoksa yavru köpeğinizin rutin kontrolleri en kısa sürede başlayacaktır. Bunun dışında köpeğinizin tüylerini düzelttirdiğiniz, bakımını yaptırdığınız, pet şampuanlarıyla güzelce yıkattığınız bir pet kuaförünün de olması sizi oldukça rahatlatacaktır. Yaklaşık bir-bir buçuk ayda bir yaptıracağınız bakımlar dışında köpeğinizin tüylerini düzenli olarak taramanız gerekmektedir. Köpeğinizin deri ve tüy yapısına uygun olacak bir fırça seçmek kaydıyla! Siz siz olun köpeğiniz henüz yavruyken, pet diş fırçaları ve macunları kullanarak dişlerini fırçalamaya başlayın; hekiminizin öğrettiği şekilde tırnaklarını pet tırnak makaslarıyla kesmeyi öğrenin. Acil müdahale için gerekli olabilecek tüm ilk yardım bilgilerini edinin. Bazen yapacağınız en basit hamle bile köpeğinizi hekiminize götürene kadar kurtarmanıza yardımcı olabilir.

Eğitim:

Eğitim de yavru köpek bakımı söz konusunu olunca es geçilmeyecek bir noktadır. Eğitim aslında geniş kapsamlı bir konudur. Tuvalet eğitimi ayrı, gel, git, otur gibi komutların eğitimi ayrıdır. Yavru köpek sahibi olarak başarılı olmanız için dikkat etmeniz en temel nokta köpeğinize kararlı davranmanızdır. Yani; otur dediğinizde oturmazsa hemen pes edip onu severseniz, ama başka bir zaman kızarsanız köpeğiniz otur komutunda oturması gerektiğini anlamakta ve uygulamakta güçlük çeker. Bu yüzden kararlı olmak her zaman başarıya götüren bir adımdır. Bu konuda profesyonel eğitmenlerden yardım alabileceğiniz gibi, kendiniz de bir eğitim programı başlatabilirsiniz. Fakat yapacağınız her hata köpeğinizde davranış bozukluklarına yol açabilir. Tuvalet eğitiminde genellikle gazete kağıtlarından faydalanılır.

Köpeğiniz için ayarlayacağınız bir oda ya da alana serilmiş gazete kağıtlarına, tuvalet yapma pozisyonu aldığında köpeğinizi yönlendirmeniz gerekiyor. Köpeğiniz tuvaletini gazete kağıtlarına yapmayı öğrendiği zaman, gazete kağıtlarının sayısını giderek azaltmalısınız. Bildiğiniz gibi köpeklerin aşıları bitmeden sokağa çıkmaları pek sağlıklı değildir. Bu yüzden ev içerisinde sadece gazete kağıtlarına tuvaletini yapmasını öğrenmesi işinizi çok kolaylaştıracaktır. Aşıları tamamlandığında ise onu sık sık gözlemlemeniz gerekecek. Yavru köpekler ilk başlarda yetişkin köpeklere nazaran daha sık tuvalete çıkma ihtiyacı duyabilirler. Bu yüzden gözlem şart! Gazete kağıdına gitmeye başladığında tasmasını takıp hemen bahçeye çıkarmanız bu sefer bahçeye alışmasını sağlayacaktır.

Psikolojik Destek:

Yaklaşık 3 aylıkken (korkulara daha duyarlı olduğu yaşlar) köpeğinizi, yavaş yavaş, yabancı seslere alıştırmaya çalışın. Bu sesler; kapı zili, elektrik süpürgesi, çim biçme makinesi gibi strese neden olan sesler olabilir. Unutmayın ki o daha bir bebek ve sizin desteğinize ihtiyacı var. Bu yüzden gök gürültüsünden saç kurutma makinesine bir sürü ses onu korkutabilir. Sizin de bu anlarda onu sakinleştirmeniz ve seslere yavaş yavaş alıştırmanız gerekir.

Kediler Neden Tüy Döker?

Kedilerin tüy dökme sorunu birçok sebepten oluşabilir. Kedinin tüy yapısına, yaşına cinsine, yaşadığı koşullara, mevsimlere, regl ve bebeklik dönemlerine göre artış veya azalış göstermektedir.Tüy dökme sebeplerini 5 kategoride toplayabiliriz.

1 Beslenme:

En önemli nedenlerinden biriside ‘hatalı beslenmedir’. Kedilerde bozulmuş gıda, sofra yemeği, bayat mama verilmesi tüy dökülmesine etkendir. Ev yemeklerinden kedinizi uzak tutmanız konusunda uyarmak isterim. Kedinizin doğru gıda ürünleri ile beslenmesi gerekiyor.

-Kedinizi beslediğiniz gıdaların protein içeriği onun ihtiyacından çok daha fazlaysa, maması ihtiyacı olan vitaminleri yeterince içermiyorsa veya gıdalardaki yağ dengesi kediniz için uygun değilse, bu gıdalar bebeğinizin tüylerinin dökülmesine yol açar.

– Kedilerde tüy dökülmesinin sebeplerinden biriside susuzluktur, susuzluk kedilerin tüy dökülmesine sebep olabiliyor.

– Özellikle B vitamini eksikliği tüy dökülmesine sebep olan faktörlerden bir tanesidir.

-Kediniz yaladığı tüyleri kusarak çıkartıyorsa.Tüy yumak önleyici malt kullanabilirsiniz. Aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

2 Mevsimsel Dökülmeler ve Bakım Sorunları:

-Mevsim geçişlerinde, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında tüy dökülmesi görülür. Kediler ilkbaharda kıştan kalan sık, kalın ve uzun tüylerini dökerler; yerine seyrek, ince ve kısa tüyler çıkar. Sonbaharda da bu tüylerini dökerek yerine kış için sık, kalın ve uzun tüyleri çıkar. Normal boyutlarda gelişen bu tüy dökümü ‘mevsimsel tüy dökümü’ olarak adlandırılır.

– Kedinizin hiç sıkılmayacağı, sonsuza kadar devam etmesini isteyeceği aktivitelerin en başında taranmak gelir. Kediniz o anın tadını çıkartırken, sizler de kediniz ile hem güzel vakit geçirecek hem de dostunuz için harika bir tüy bakımı yapmış olacaksınız.

– Kedinizi küçük yaştan itibaren tüylerinin fırçalanmasına ve taranmasına alıştırmanız iyi bir fikirdir. Bu, rahatsız edici düğümleri önleyecek ve ölü tüylerin uzaklaştırılmasını sağlayacaktır. Bu işlemi düzenli olarak yaparsanız, yalnızca kedinizin tüylerini sağlıklı ve temiz tutmakla kalmayacak, tüy yumaklarının oluşmasını önlemeye de yardımcı olacaktır.

– Kediniz uzun tüylüyse, tüylerini her gün ya da en azından haftada birkaç kez taramalısınız. Kısa tüylü kediler yalnızca haftada bir kez taranmalıdır.

3 Hastalıklar:

-Kedimiz her zamankinden daha fazla tüy döküyor ve dışarıdan herhangi bir sorun göremiyorsanız sorun daha derinlerde olabilir! Kedilerde tüy dökümünün diğer bir sebebi ise hastalıklar iç parazitler olabilir. Eğer tüy dökümü uzun süredir devam ediyor ise, acil bir veteriner hekim muayenesi, dostunuzun sağlığı açısından önemlidir.

4 Hormonal Değişiklik:

Kediniz kızgınlık, çiftleşme ve hamilelik zamanlarında süregelen hormon değişimleri de tüy dökümüne sebep olabilir.

– Eğer böyle bir durum söz konusu ise meraklanmanıza gerek yok çünkü bu dönem sonlandığında tüy dökülmesi yavaşlayarak duracaktır.

-Ancak tüy dökülmesi hala hızlı bir periyotta devam etmekte ise acilen hekimine gitmelisiniz.

5 Stres:

– İnsanlarda olduğu gibi kedilerde de stres unsuru vardır ve bu durum onların tüy dökmelerine sebep olur. Kedilerde tüy dökülmesine neden olan stres,  evdeki diğer hayvanlardan,  aile bireylerinden, çevresel faktörlerden, ortam değişikliklerinden ve iklim şartlarından kaynaklı olabilir.

-Sizin yapmanız gereken stresin kaynağını bulmak ve daha sonra bu kaynağı ortadan kaldırmak ya da kedinizi bundan uzak tutmaktır.

-Onunla oyun oynayabilirsiniz. Vakit geçirin. Sevgi gösterin. Bu birazda olsa stresini azaltacaktır.

Köpek Maması Alırken Küçük Hatırlatmalar

Evlerimizin en sadık dostu olarak yanımızdan hiç ayırmak istemediğimiz her an, her saniyemizi onlarla geçirmek istediğimiz evcil hayvanlarımızın bakımı bizler için çok önemli. Evde, bahçede, çiftlikte veya sokakta; nerede yaşarsa yaşasın köpek mamaları köpeklerin sağlıklı bir gelişim ve yaşam süreci içerisinde olması için oldukça gereklidir. Elbette köpeklere enerji ihtiyaçlarını karşılayacakları herhangi bir gıdayı vermeniz durumunda doymaları için gerekli asgari şartı sağlamış olursunuz. Ancak köpeklerin sahip olduğu fizyoloji sandığınızdan çok daha hassastır ve köpek mamaları ile beslenen köpekler ile diğer tip beslenme süreci içerisindeki köpekler arasında yaşam süresi bakımından 2 kata varan farklar söz konusudur.

Köpekler 1 yaşa kadar protein değerleri yüksek ve büyümeyi teşvik edici nitelikleri olan gıdalarla yani, yavru köpek mamaları ile beslenmelidir. Yetişkin olarak kabule edildikleri 1-8 yaş arasında ise normal köpek mamaları veya ırka özel üretilmiş köpek mamaları tercih edilebilir. Şişman dostlarımız için ise diyet köpek mamaları tercih edilebilmektedir. Tabii 8 yaştan itibaren yaşlı köpek mamaları kaçınılmaz hale gelecektir. Bu mamaların enerji değerleri daha düşük olmakla birlikte muhtemel sağlık sorunları üzerinde de önleyici ve iyileştirici etkileri bulunmaktadır.

“Bizim köpeğimiz eskiden biz ne yersek onu yerdi” söylemi oldukça popüler bir cümle olmakla birlikte gözden kaçan bir unsur vardır. Eskiden köpeklerin ömrü 6-8 yıl olarak kabul edilirken, günümüzde köpek ömrü ortalaması 13, tespit edilen üst sınır ise 25dir. Yani beslenme ve yaşam koşulları iyileştikçe dostlarımızın ömrü uzamaktadır. Buna köpek mamaları ve diğer köpek beslenme ürünlerinin etkisi ise tartışılmaz boyuttadır.

Tüm bunların dışında köpek mamaları sizi büyük bir yükten kurtarır. Ev yemeklerinde köpeklerin ihtiyacı olan tüm unsurlar bulunmaz. Sizin köpeğiniz için özel olarak yemek yapma çabanız ise aileniz için ayırdığınızdan çok daha fazla olabilir.

Tüm bu nedenlerden dolayı, satın alacağınız en ekonomik köpek mamaları dahi, evsel beslenmeden çok daha avantajlı olacaktır.

Köpek Maması Çeşitleri

Köpek maması, etli, tavuklu, balıklı ve kuzu etli olarak ayrıldığı gibi aynı şekilde standart ya da özel olarak da değişiklik göstermektedir.

Özel Köpek Mamaları

Bu köpek mamaları bazı ırklara özel olarak üretilmiştir. mutlaka içeriğinde o ırka özel gereksinimi olan maddeler eklenerek üretilmiştir. Mamanın tane büyüklüğünden lezzetine kadar her şey düşünülmüştür. Örneğin Alman kurtları için üretilmiş mamaların içeriğinde normal mamalara oranla daha fazla glukozamin kondrotin içerir.

Yavru Köpek Mamaları

Tavuklu, balıklı, etli ve kuzu etli gibi lezzet çeşitleri olan yavru köpek maması 12 aya kadar tüm ırklardaki köpek yavruları, hamile olan ve emzirme dönemindeki köpekler için üretilmiştir. içeriğindeki protein miktarı ve kalitesi ile yetişkin köpek mamalarına göre farklılık gösterir. Yavruların gelişimi için onları yavru köpek mamaları ile beslemek şarttır. Aynı zamanda bu mamalar hamile ve emzirenler için de ideal bir seçimdir.

Yüksek Enerjili Köpek Mamaları

Yüksek enerjili köpek maması 12 aya kadar tüm ırklardaki köpek yavruları, hamile olan ve emzirme dönemindeki köpekler ve aktif olarak çalışan köpekler için için üretilmiştir. Özellikle av köpekleri gibi yılın belirli döneminde yüksek enerjiye ihtiyaç duyan çok hareketli köpeklerin bu tip mamalarla beslenmesi önerilir. Normal aktivitedeki köpekler bu mama ile beslenirlerse kilo almaya ve obeziteye meyilli olurlar.

Standart Köpek Mamaları

Yetişkin köpek maması sağlıklı beslenmeleri ve gerekli olan bütün ihtiyaçlarını gidermeleri amacıyla üretilmiştir. Standart yetişkin köpek maması besin değeri yüksek besinler bir araya getirilerek oluşturulmuş bir mama türüdür. Besin değerleri gelişimini tamamlamış ve normal aktivitedeki köpekler için idealdir ve genel olarak 8’li yaşlarda eklem, kas ve kalp sağlığı için yaşlı köpek mamalarına geçilmelidir.

Lezzetine ve içeriğine göre mama çeşitlerini kabaca sıralayacak olursak;

– Taze kuzu etli ve pirinçli yetişkin köpek maması; tüm ırklardaki yetişkin köpekler için üretilmiştir.

– Tavuklu ve balıklı yetişkin köpek maması; tüm ırklardaki yetişkin köpekler için üretilmiştir.

– Kuzu etli düşük tahıllı köpek maması büyük ırk köpeklerin maması olarak üretilmiştir.

– Somon ve pirinçli köpek maması tüm ırklardaki köpekler için üretilmiştir.

– Kuzu etli tahılsız köpek maması büyük ırk köpeklerin maması olarak üretilmiştir.

– Somonlu köpek maması büyük ırk yavru köpek maması olarak üretilmiştir.

– Tahılsız somonlu köpek maması tüm ırklardan yaşlı köpekler için üretilmiştir.

– Ördek ve pirinçli köpek maması tüm ırklardan aktif köpekler için üretilmiştir.

– Somon ve ringa balıklı köpek maması yarışmaya hazırlanan köpekler için üretilmiştir.

– Tahılsız, balıklı ve portakallı köpek maması büyük ırk köpekler için üretilmiş köpek mamasıdır.

– Tahılsız, kuzu etli, bal kabaklı köpek maması tüm ırklardaki yavru köpekler için hazırlanmıştır.

Siz de köpeğinizin yaşına, aktivitesine, fizyolojik durumuna göre istediğiniz köpek maması türüne sadık dostunuza tercih edebilirsiniz. Seçim yaparken bu kriterleri veteriner hekiminiz ve siz belirlerken ona sunacağınız tek seçim hakkı lezzeti olacaktır.

Kaynak:petburada.com

Kedi Kapısı

Kedi Kapısı

Kediler özgürlüklerine düşkünlükleriyle bilinirler. Evde yaşamaya uygun olan kediler, her ne kadar hallerinden memnun olsalar da zaman zaman dışarı çıkmak isteyebilirler. Kediler köpeklere göre daha bağımsız bir şekilde gezip dolaşmayı severler. Kendi kendilerine çevreyi izlemek, olan bitene hakim olmak isterler. Kedilerin bağımsız olarak dışarıda gezmeleri, bu yönüyle köpeklerden ayrılır. Kedilerin bu içgüdüsel ihtiyaçlarını önemsemek ve onların ihtiyaçlarına göre bir yaşam alanı sağlamak gerekir. Bu hem sizin hem de kedinizin mutluluğu için önemlidir. Bu konuda işinize yarayacak oldukça yararlı bir ürün vardır ki o da kedi kapısı. Bu ürün sayesinde kediniz dışarı çıkmak istediğinde ne sizden bir yardım istemek zorunda kalacak ne de sizin kalkıp kapıyı açmanıza gerek kalacak.

Kedi Kapısı Modelleri

Kedi kapısı modelleri oldukça fazladır. Bunlar cama, kapıya ve duvara monte edilebilen türdendir. Özel contalı ve mıknatıslı kedi kapısı modelleri de oldukça tercih edilen modellerdendir. Ayrıca eve davetsiz bir misafir gelmesini önlemek adına da farklı kilitlere sahip ve mıknatıs özelliği de bulunan kedi kapısı modelleri de vardır. Mıknatıslı kedi kapısı modelinde bahsedecek olursak, kapınızın kilitli olmadığı sürece kedinizin istediği zaman kapıyı kullanabilmesine olanak tanır. Kedileri eve hapsettiğini düşünen ve dışarı çıkmak isteyen kedileri bulunan evcil hayvan sahipleri için oldukça faydalı kedi ürünlerindendir bu kapılar. Hem enerjiden hem de zamandan tasarruf etmenizi sağlar. Her seferinde kediniz dışarı çıkarken veya dışarıdan geldiğinizde kapıyı açmak zorunda kalmazsınız. Aynı zaman kedinizin dışarıdan geldiğini, kapı önünde sizi beklediğinin de farkına varamayabilirsiniz. Bu açıdan kedi kapıları tüm sorunlar çözücüsü niteliğindedir.

Kedi kapıları aynı zamanda evinize de daha kolay adapte olur. Hem evde yaşama hem de istediği zaman dışarı çıkma özgürlüğü tanındığında kedileri, tam da onların istediği bir hayatına sağlamış olursunuz. Onların daha huzurlu ve mutlu olmasını, dışarıda ise sosyalleşmesine katkıda bulunursunuz. Kimi zaman kediniz dayak yiyerek eve de gelebilir. Fakat bu doğanın kanununda vardır. Kediler kedi bulundukları ortamlarda güçlerini göstermek o bölgenin kendilerine ait olduğunu göstermek isterler. Bu durum kimi zaman istemediğiniz sonuçlara neden olabilir. Merak etmeyin, kedinizde küçük tırmıklar olsa da bu durum onların da kendilerini savunmalarına olanak yaratır.

Kedi Kapısı Montajı

Mıknatıslı kedi kapısı modellerinin montajı oldukça kolaydır ve kısa sürede yapılabilir. Montaj işlemini gerçekleştirmeden önce kedi kapısını nereye monte etmek istediğinize karar vermeniz gerekmektedir. Eğer bahçeli bir evde yaşıyorsanız ve kedinizin bahçeye çıkmasına izin vermek istiyorsanız dış kapıya monte edebilirsiniz. Yüksek katlı bir apartmanda yaşıyorsanız ve sadece kedinizin balkona çıkmasına izin vermek istiyorsanız, kedinizin temiz hava alabilmesi için balkon kapısına ve cama bir kedi kapısı monte etmeniz kediniz oldukça sevindirici bir eylem olacaktır.

Ahşap, metal, cam ya da duvar gibi istediğiniz her yere kolayca monte edilebilen kedi kapı modellerden birini satın almadan önce kedinizin boyutunu da göz önünde bulundurmanızı öneririz. Daha sonra bir kesim kalıbı çıkartın ve gerekli işlemleri yaptıktan sonra monte edeceğiniz yeri uygun bir biçimde kesin ya da dışarıdan bir profesyonel yardım alın. Ortaya çıkan boşluğa kedi kapısını monte ettikten sonra vida ve contalar yardımıyla kedi kapısını sabitleyin. Elinizle kedi kapısını kontrol edin ve işlemi bitirin. Kediniz artık daha rahat ve daha özgür bir biçimde hareket edebilir.

Mıknatıslı kedi kapısı modelleri monte edildikten sonra farklı şekillerde kullanılabilir. Mıknatıslı kedi kapısı modelleri dört farklı kilitleme seçeneğine sahip modelleriyle oldukça güven veren ürünlerdir. İstenildiği takdirde ise yapılan ayara göre kediyi sadece içeri alır ve dışarı çıkmasına izin vermez. Bir başka ayarlamada ise bu kedi kapıları kedinizin dışarı çıkmasına izin verirken içeri girilmesine izin vermez ve böylelikle başka kedilerin de evinize girmesine izin vermez. Günün zaman dilimlerine göre, evinizin ve kedinizin farklı ihtiyaçlarına göre ayarlamalar yapabilirsiniz. Ayrıca kontrol sizdeyken daha güvende ve daha huzurlu hissedersiniz. Birbirinden farklı çeşit ve tasarımlarıyla kedi kapılarında, evinizin konseptine göre bir seçim yapabilirsiniz.

Kaynak:petburada.com